Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 3
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 709
Son Üye: avsaroglu_fk

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 38.107.191.98
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Şu Ana Kadar Toplam
1944509
Sayfa Gösterimi Aldık.

Ankete katılın

Bu Yıl Köyde Şenlik Düzenlense Katılırmısınız ?
Evet
Hayır
Farketmez

Toplam Oy: 378
[Sonuçlar]

Gazeteler

Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karsindakinin anladigi kadardir.
(MEVLANA)
Sizde makale göndermek için linki tıklayın

Makale Gönder

KÖYE ÖZLEM

Yaba,dirgen,saban,boyunduruk,öküz arabası,düven,gem,hacetler. Bunlar ne Fransızca,ne İngilizce,ne de Japonca kelimelerdir.
Bunlar öz be öz Anadolu’mun, köyümün ayrılmaz el aletlerinin adıdır.Bunları yaşı 30 un altında onların çoğu bilmez,bilenlerin çoğu da yaşamamış, görmemiş, sadece duymuştur.

Öküz arabasının yüklü iken rampalarda çıkardığı ses bizim kuşaktan sonrakilerden kaçının kulağına hala çınlar durur.O çıkan ses insana hayvan sevgisini aşılar, alın terini , emeği, çabayı öğretir.O ses yerine göre adı koyulmamış bir beste, hicaz bir şarkı, tekerlere dolanmış bir uzun havadır.O zamanlar ahırında bir çift öküzü olan şimdinin mercedesi olanlar gibiydi.

Boyunduruğa koşulmuş bir çift öküz, elindeki ucu çivili mesesin hışmından nasibini alır,Armutlu’dan sap taşımak için yollanırdı tozlu yollarda.Elinde mesesini birkez daha öküzlere batıran Salim emmi diline ince bir türkü tutturur,diğer yandan alnına konan birkaç sineği bertaraf etmek için mendili şaplatırdı.

Ve tırpanla biçilmiş yığın olmuş buğday birer birer öküz arabasının üstünde saflara girer ve her bir yandan iyice gerilerek bağlanırdı. Şimdi en zevkli kısmına gelinmiştir. Salim emmi öküzlerin önünde tam ortada denge görevi görür ve usta bir kaptan şöför gibi gururla yönetirdi arabasını. Yer yer ho ho sesleri ile öküzlerini şevklendirir, yer yer sinirinden bir iki meses yapıştırır öküzlerine. Ne yapsın öküzler, melül melül bakarlardı. Salim emmi’nin gözlerine. Bu sefer içi burkulurdu Salim emmi’nin öperdi öküzlerinin birer koskocaman gözlerinden. İltifattan hoşlanan öküzler son bir gayretle çıkarıverirdi arabayı düze ve bir gururla dönerlerdi köye aşağı. Gacır gucur sesleri kuş cıvıltılarına karışır, sapın üstünde oynaşan çocuklar pek keyiflidir bu yolculuktan.

Ve harman yerini bilir misiniz? Düzlük ve geniş bir alanda büyük bir daire şeklinde yayılan başakların üzerinde,altı binlerce taşla deşenli düvenler gezinmeye başlar.Her hırş sesinde bir başka dünyada sanırsın kendini elinde bir küçük meses,diğer elinde eski bir çinko tabak veya bir kürek . O ne için dersiniz, düven sürerken hayvanların dışkısı ekine ve samana karışmasın diye hazır nöbet beklersiniz. Bir gözünüz hayvanların ipinde ve diğer gözünüz malum yerde döndükce dönersiniz akşama kadar.
Hiç başınız da dönmez bu devri alemden. Hatta keyif alırsınız.

Ellerinde yabalar tatlı bir rüzgarla birlikte ezilen ekinler savrulur taa yükseklere. Havaya savrulan ekinlerin samanı rüzgarla bir yana, diğer taneler ise diğer yana savrulur. Bir de bakarsınız ki koskocaman bir yığıncık olmuş orta yerde. Büyük telis çuvallar hazırdır harmanda.

Çocuklar tası kaptığı gibi Hilmi çavuşun tükanının yolunu tutar. Bilir ki bir tas buğday,şeker sucuğudur büskürüttür, akide şekeridir. Onun için, bu alışverişten son derece keyiflidir çocuklar. Buğdaylar telis çuvallara doldurulur ve ambara taşınır gururla, keyifle. O mahsul bir kışlık erzaktır, evlenecek kızının çeyizi, askerdeki oğlunun harçlığıdır o ailenin.

Öküz arabalarına yüklenir buğday torbaları ve değirmenin yolu tutulurdu. Her taşın dönmesinde tenekeyi dolduran bembeyaz un aynı telis çuvala işlenmiş olarak geri dönerdi. Artık o un analarımızın maharetli ellerinde kah bazlama,kah yufka,kah börek oluverirdi. Sıcak bazlamanın üzerine yayıktan yeni çıkmış tereyağı nede hoş olurdu.

Uzun ve soğuk zemheri gecelerinde tek eğlence yerimizdi Muallimin Gara Memmedin evi.Orta yere herkes yaşına göre diziliverirdi odaya. Çocuklarda kıyı bucakta yerini alır,başlardı. Gara Memmet anlatmaya,Onun gür sesiyle Battal Gazi olur Bizans önlerine hücum eder,bir kılıç darbesiyle bir orduyu tarumar eder. Hz. Ali gibi elimizde Zülfikar, Düldül’e biner cenge çıkardık.

Ya şimdi ne oldu? Kağnının yerini traktörler, düvenin yerini biçer makinaları aldı.Bir bir tükendi sarı öküzler.Rahmetli Hasan Emmi (Hasancık) Ahmet derdi; yeğenim bu tarlalardan öküzlerin tırnağı kesilirse, açlık başlar. Evet amca doğru tahmin ettin. Öküzler tamamen bitti. Yarın köyde biter diye korkuyorum. Yumurta ve yoğurdu bile şehirden almaya başladık zaten. Ekmeği de arabadan alıyoruz. Köy tamamen bitmek üzere amca.Artık içtiğimiz suyun bile tadı kalmadı. Horoz bile ötmez oldu koskoca köyde.

Deli İsmail’i arar oldu gözlerimiz.Dedelerin Ahmet’in adaletli davranışı nerede,Osman hocanın ezan sesini artık duymaz olduk. İncikli Hacı’nın latifelerini duyamıyor,Avan hasanın naralarını özler olduk.Dığış Veli’nin küfürlerini, Tahtalığın Hüseyinin Saflığını, Alaman Bekir’in duruşunu bulmak mümkünmü? Bekir Emmi gibi (Körbekir) düşünmek, Ömer çavuş gibi(Güvellerin)dosdogru,Hasan emmi gibi dürüst kalabilmek (cörtüklerin kara Hasan) hangimize nasip olur. Süslünün edem diye konuşmasını, çolağın Veli’nin lingo lingo şişeleri oynamasını, Haram Velinin Bayramı, Kadir ağayı, Cereciyi özler olduk. Hani nerde Şeker Memmet, Sarı, Hilmi çavuş, Boduklulun Mustafa, kör Cuma, Osman çavuş, Cafar. Guguş Emmi gibi zanaatkar mıyız, Kara Halil gibi misafir sever miyiz, kolay mı Aziz gibi çile çekmek.

Değil elbet. İsmini unuttuğumuz yüzlerce atalarımızın kemiklerinin sızlamasını istemiyorsak yılda en az bir kere güzel köyümüzü sevindirin, alın torunlarınızı atlayın arabanıza ve gelin bu köye. İçin kana kana pınarlarından, kurtoluğunu gezin. Hilmi çavuşun bağında piknik yapın. Yemlik toplayın. Göldeğirmeninin buzgibi şifalı suyundan için.Ve mezara gidin. Sizlerden üç kuluf bir El hamı bekleyenleri memnun edin.

Evet sizi bilmem ama ben özledim.Suyunun tadını,öküz arabasının tatlı nağmelerini,çoban ateşinde demlediğimiz çayı,yayık ayranını, her yağmur sonrası toprağın kokusunu, yemliği, kuzukulaklarını, öküz arabasına binmeyi ve afedersiniz tezek kokusunu özledim.

Ben bu topraklarda gözümü açtım.Burada doydum, büyüdüm sebep oldu ondan ayrıldım. İş ve aş buldum.Ama birçoğumuzun yaptığı gibi arkamı dönmedim, dönemedim. Çünkü ben böyle görmedim. Yaşamayan, görmeyen bilemez.

Sizleri çoluk çocuğunuzla, torun torbanızla bu güzel ata yurduna davet ediyorum. İnanın hiç pişman olmayacaksınız.

Saygılarımla
Ahmet SARIÇİÇEK



Bu Haberi Gönderen: Ahmet SARIÇİÇEK
Bu Haber 1183 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 12.02.2008 ; 17:26

Haber Kategorisi: yoremiz
::Yorumlar::
Gönderen: ahmet
Mesaj:unutmadık köseler köyü ilk okulunda okuduğumuz yıllarda
çektiğimiz çileleri defterimiz olsa kalemimiz olmazdı
hep hayalini kurardık güzel bir çantanın yamalıksız bir
önlüğün ve bir çift kunduramızın olmasını nasılda çok
isterdik.benim hiç olmadı doğru dürüst kalemim defterim
bitirdiğim defteri defalarca silip tekrar yazdım
hayallerimi, karışsada bir birine hayallerim ben yinede
yazdım işte.zorluklarla geçen yıllar olsada yine köyümü
çok özledim çiçekli mor sümbüllü dağlarını buz gibi
akan sularını. bu yazıyı her okuyuşumda bir hüzündür
kaplıoyr tüm benliğimi alıp gidiyorum artık rüyalarımda
gördüğüm köyüme. ahmet abi emeğine yüreğine sağlık
Tarih:11:21 , 14-02-2009

Gönderen: ahmet
Mesaj:ahmet abi yüreğine saglık çok güzel olmuş unuturmuyuz
salim emmiyi şahander teyzenin yağlı çöreğini size hep
pazar günleri televizyon izlemeye gelirdik tüm köyün
gençleri orda olurdu çok özledik köyümüzü ama ne
yapalım gurbet ekmek parası derdine düşmüşüz hepimiz
ama Allaha şükür ne köyümüzü unuttuk nede insanlığımızı
memleketimize hayır birer insan olmayı hedefledik
olduğumuzada inanıyorum. çünkü biz anadolu çocuklarıyız
biz bu ülkenin bel kemiğiyiz bu ülkenin bir kurtuluşu
olacaksa oda anadoludandır. Allaha emanet saygılar.
ahmet yılmaz marmaris
Tarih:19:31 , 30-01-2009

Gönderen: Karasi
Mesaj:Ahmet Bey,

Yazınızı bugün okudum. İnanın gözlerim
doldu. Çocukluğum geldi aklıma. Herhalde biz yaşlarda
olanlarında (47) aklına aynı şeyler gelmiş ve
duygulanmıştır. O günler hakikaten çok güzeldi. Ata
yurdu hiç unutulur mu? Biraz orada yaşamış olanlar
sanırım unutamaz. İnsanları içinde bulundukları ortam
uzaklaştırıyor. Bu uzaklaşma bedenen ,ruhen değil. Yani
düşüncemizde oralar var. Çok güzel anlatmışsın eline
sağlık diyorum
Tarih:17:44 , 22-04-2008

Gönderen: by şekil
Mesaj:ALLAH senden razı olsun ben bu anlattıklarının çoğunu
görmedim ama
doğallıktan uzak teknolojiyle yaşadımız
bu günde emin ol bende görmediğim ogünleri
çok
özledim... birazda senin anlatım marifetinden olsa
gerek çok güzel olmuş teşekür ederim
SAYGILARIMLA
mustafa tokgöz
Tarih:15:26 , 10-04-2008

Gönderen: ademunsal
Mesaj:s.a. eyvallah ahmet abiciğim gercekten cok güzel
yazmışsın gerci bende köyde hiç yaşamadım ama nede olsa
orası bizim atalarımızın yerleri ewet dediğin gibi
coluk cocuk torunlarımızı alıp gidip gelmemiz lazım
saygılarımla adem ünsal
Tarih:17:10 , 14-02-2008

< Onceki|  1  2  |Sonraki >

Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..